Ayak İzleriniz: Ana Sayfa @ Hayata Dair Paylaşımlar 

Mutluluk

Gökten zembille inmiyor hiç bir mutluluk. Bekleyerek elimize geçeceğini umduğumuz mutluluklar biz beklerken gözlerimizin önünden geçip giderler. Atmamız gereken minicik bir adım da olabilir, bizi kan ter içinde bırakacak upuzun bir koşu da olabilir. Neticede illa ki yapmamız gereken şeyler var mutluluğu elde etmemiz için. Mutluluğun kendilerini gelip bulacağı ümidiyle yaşayan insanlar tren istasyonunda oturmuş kendilerini ümit ettikleri yere götürecek trene bakan insanlar gibidir. Bir kaç adım trene binmeleri için yeterli olacakken oturup beklerler. Trenin gideceği yerden ziyade trenin içini düşünmektedirler. Acaba yer olacak mı, acaba ayakta kalma ihtimalleri var mı, manzaralı bir yerde oturabilecekler mi, acaba arkadan gelecek olan tren daha iyi mi, acaba arkadan gelecek bir tren var mı? Bu soruları kendilerine sora sora trenin gidişini izlerler. Gidecekleri yerin önemini düşündüklerinde aslında ayakta da gitseler buna değer olacağını fark edecek olmalarına rağmen bu bir türlü akıllarına gelmez. Tren yavaş yavaş hareket etmeye başlar. Ara ara kafalarında canlanmaya başlar gidecekleri yerin önemi. Artık trene binmek için yapmaları gereken şeyler artmıştır. Tren hareket etmektedir. Biraz daha düşünürler. Bu sefer hem trenin içinde yer bulma ihtimalleri şüpheleri kafalarını meşgul etmeye devam eder hem de giden bir trene binmenin zorluğu. Tren gittikçe hızlanır. Artık binmek zorlaşmıştır. Biraz koşmak gerekmektedir. Trene koşulmaz. Korkular ümit edilen yere gidilmesine engel olmuştur. Tren hareket eder. Hızlandıkça hızlanır. Arkasından bakılır. Bir müddet sonra ortasına bulunulan hayat bir istasyonun sessizliği ve atılması göze alınmayan adımların pişmanlığıdır. Ümit edilen yere gitmek için elde olan fırsat kaçırılmıştır ve bir daha trenin gelip gelmeyeceği meçhuldür. Yalnızlık tüm istasyona ağır bir gaz gibi çökmüştür.

Bir zamanlar bir adam ormanda avlanıyormuş. Akşam olup evine dönecekken yolu kayalık bir yere sapmış. Yoldan geçerken kayaların arasında kötürüm bir tilki görmüş. Merak etmiş bu tilki bu kötürüm haliyle nasıl yaşayabiliyor. Oturmuş izlemiş. Bu sırada bir aslan gelip o kayaların önünde durmuş. Bir av gözlüyormuş, küçük bir ceylan. Bir fırsatını bulup ceylanı yakalamış. Parçalayıp bir güzel mideye indirmiş. Artıklarını ve kemiklerini de oraya bırakmış. Aslan gittikten sonra tilki sürüne sürüne artıkların başına gitmiş ve karnını doyurmuş. Avcı düşünmüş. Bak ne güzel Allah herkese rızkını veriyor. Benim bu çabalamalarım ne için dünya için. Ben de bir mağaraya çekileyim de nimetler ayağıma gelsin diye bekleyeyim. Dediğini yapmış da. Bir mağarada Allahın kendisine nimetler yollamasını beklemiş. Bir gün, iki gün, üç gün bekledikten sonra açlıktan, hastalıktan bitap düşmüş bir hale geldikten sonra aklı başına gelmiş. Neden eli ayağı tutuyorken insan bir köşeye çekilip aciz gibi beklesin ki? Neden insan yapabilecekleri varken yapmama yolunu tercih etsin ki? Neden mutluluk gökten zembille insin ki atabilecek adımlarımız varken. Neden hayatı aslan gibi yaşayıp, adımlar atıp, hatta bu adımlarımızdan başkalarını da faydalandırıp, kazanacağımıza aciz tilki gibi olmaya çalışalım ki aciz, kötürüm değilken.

Hayatın belli kuralları vardır. Yüzyıllardır denenerek, sınanarak oluşturulmuştur bu kurallar. Acı çekmenin de mutlu olmanın da yolları bu kuralların arasında vardır. İkisi de çok kolaydır. Eğer ki insan acı çekmeye programlıyorsa kendisini emin olun ki çok fazla çaba göstermesine gerek yok acı çekmesi için. Atması gereken bir kaç adımı atmaması en yoğun acıların çekilmesi için yeterlidir. Mutlu olmak da hiç zor değildir. Atılması gereken bir kaç adım doğru yer ve zamanda atılırsa hayat boyu mutlu olmak için yeterli olacaktır. İki kere ikinin dört etmesinden daha kesin kurallardır bunlar. Çelişkilere yer yoktur. Oturduğum yerden mutlu olayım, mutluluklar gökten yağan yağmur gibi beni ıslatsın diyorsanız büyük bir çelişki içerisindesinizdir. Mutluluk istiyorsanız gereken adımları atmalısınız.

Hayat hiç kimseyi beklemez.

Katkıları için Esra YIKICI ya teşekkürler.


 
Yarışma | Ziyaretçi Defteri | Coğrafya Kitabı | İlginç Küçük Şeyler | Coğrafya Oyunları

Gezelim Görelim | Hayata Dair Paylaşımlar | Duyurular
IstanbulNet © 2006 

Cafer Elitoğ'un yazılı izni olmaksızın bu sitenin kısmen veya tamamen kopya edilmesi, teşhiri yasaktır. Ancak, tüm haklar saklı kalmak koşuluyla, kullanıcılar kendi kişisel ve ticari olmayan amaçları için malzeme indirebilir, yazıcı çıktısı alabilirler.
Cafer Elitoğ © 2006

DereTepeDüzzz: Kişiye / Mini Gruplara Özel Uzun Mesafeli ATV GezileriDereTepeDüzzz: Kişiye / Mini Gruplara Özel Uzun Mesafeli ATV GezileriDereTepeDüzzz: Kişiye / Mini Gruplara Özel Uzun Mesafeli ATV GezileriDereTepeDüzzz: Kişiye / Mini Gruplara Özel Uzun Mesafeli ATV GezileriDereTepeDüzzz: Kişiye / Mini Gruplara Özel Uzun Mesafeli ATV Gezileri